17 Kasım 2014 Pazartesi

Ingeborg Bachmann - Otuzuncu Yaş



"Satırlara sırtını dayadı, çünkü bir tek bu hayat vardı yaşanacak, bu tek ben'i vardı harcanacak, mutluluk ve güzelliğe aç, mutluluk için yaratılmış ve saltanatın her çeşidine düşkün."


"Tazeyken yollanacağı yere yollanmayarak kurutulmuş bir gül, canım, sevgilim, sen, benim olan sen, ah diye başlayan mektuplar ve ateş birden bir ahla hepsini yutuyor ve ince bir kül deriyi kıvırıp ufalıyor. Hepsini de yakıyor mektupların."


"Çevresindeki insanlardan kendini çözüp alacak ve elden geldiği kadar yenilerine gitmeyecek."


"Yolun karşısındaki bir kahveye gitti, bana söylemek istediklerini ilkin firmanın holünde sonra yolda söylemeye çalıştı, ama derken kahvenin bile buna elverişli bir yer olmadığını sezdi. Kimbilir, belki de bir çocuğun ölümünü bildirmeye elverili bir yer yoktur, asla."


"Balığım benim, oltam, tilkim, tuzağım,ateşim benim. Suyum, dalgam. Toprak hattım. Şayet'im, fakat'im. Benim ya'm. Benim ve ya'm. Benim her şeyim. Her şeyim."

0 yorum:

Yorum Gönder

 

Blog Template by BloggerCandy.com