17 Şubat 2015 Salı

Bir İnce Sızı : Sabahattin Ali


Çok sevdiğim, çok ince bir ruhu olduğunu düşündüğüm Sabahattin Ali ile ilgili yazmak istedim. 
25 Şubat 1907'de Edirne'de dünyaya gelmiş Sabahattin Ali, sonra 41 senelik hayatında, çok çekmiş. 1926'da öğretmen olmuş, küçüklüğü Yunan işgalinden dolayı parasızlık ve sıkıntılarla geçmiş. Düşünceleri yüzünden yargılanmaktan ömrü boyunca kurtulamamış. 

İlk olarak okuduğu bir şiir onu Sinop ve Konya cezaevlerine sürüklemiş. Ardından öğretmenliğe zar zor geri dönmüş, evlenmiş, askere gitmiş ve baba olmuştur.  Ardından yine davalar, yine sürgünler. Yine ve yine zor günler.  Başındaki dertler yetmez gibi bir de her boşluktan başını uzatan işsizlik. Aziz Nesin ile kurdukları Marko Paşa dergisindeki içerikler sebebi ile tekrar üç ay hapis. Dışarıda yine işsizlik, yine parasızlık. Yatacak yer bile bulunamayan bir yaşantı.  Yurt dışına gitmek isteyişi ancak çıkmayan pasaport sebebiyle göçmen kaçıran bir adamla yaptığı anlaşma. 

Anlaşma yaptığı kişinin Sabahattin Ali'yi başına bir sopayla vurarak öldürmesi ve ardından yargılanıp yalnızca 4 yıl ceza alması ancak bir kaç hafta sonra çıkan genel af ile, serbest kalması. 

Sabahattin Ali'nin kısa ömrünün, kısacık hikayesi bundan ibaret. Geri kalanı, derini, resmi cümleler ile anlatılamayan, noktalama işaretleri arasına sığmayan kısmı ise, yazdıklarında gizli. 

Pek çoğumuz onu romanları ile tanırız. Kuyucaklı Yusuf, Kürk Mantolu Madonna... Ancak Sabahattin Ali, çok gerçek şiirler yazan bir şairimizdir de aynı zamanda. Bestelenmiş şiirlerini ezbere biliriz hepimiz, ona ait olduğunu bilmediğimiz cümleleri mırıldanır dururuz. Sabahattin Ali hepimizin hayatındadır. Hep orada olması belki de onu özel yapan şey, emin değilim, ancak kendisinin kaleminden çıkma satırları okurken, edebiyatta içtenliğin, yazarını ölümsüz kıldığı düşüncesine vardım. Samimiydi Sabahattin Ali. Yaşadıklarını, hissettiklerini kaleme almıştı, ve bu onu ders kitaplarından çıkarıp, baş ucumuza koydu, neredeyse aileden biri yaptı. 

***

"Göklerde kartal gibiydim.
Kanatlarımdan vuruldum;
Mor çiçekli dal gibiydim,
Bahar vaktinde kırıldım."
 "Burda çiçekler açmıyor
Kuşlar süzülüp uçmuyor,
Yıldızlar ışık saçmıyor,
Geçmiyor günler, geçmiyor."



"Dertlerin kalkınca şaha
Bir sitem yolla Allah'a
Görecek günler var daha;
Aldırma gönül, aldırma"



"Döndüm daldan kopan kuru yaprağa
Seher yeli dağıt beni, kır beni
Götür tozlarımı burdan uzağa
Yarin çıplak ayağına sür beni"

"Şimdi şiir bence senin yüzündür 
Şimdi benim tahtım senin dizindir 
Sevgilim, saadet ikimizindir 
Göklerden gelen bir yadigar gibi"

"Seneler sürer her günüm, 

Yalnız gitmekten yorgunum; 
Zannetme sana dargınım, 
Ben gene sana vurgunum. "
 

0 yorum:

Yorum Gönder

 

Blog Template by BloggerCandy.com