19 Şubat 2015 Perşembe

Bülbülü Öldürmek : Harper Lee

28 Nisan 1926 doğumlu Harper Lee, 1960 yılında bir roman yazdı ve Pulitzer kazandı, hemen ardından filme uyarlanan bu ilk ve tek roman, bu defa da Oscar ödülü aldı. 
Neden bir daha yazmadığı ile ilgili üretebileceğim en yerinde teori, sanırım Bülbülü Öldürmek romanının, yaşanmış bir hikayeye dayanıyor olması ve gösterdiği başarı. 

Okurken ağladığım iki romandan biri, Bülbülü Öldürmek. Anlatıcımız Scout, babası ve ağabeyi ile yaşayan bir kız çocuğu. Her çocuk gibi masum ve hayata farklı gözlüklerden bakıyor. Anlatımdaki sadelik daha ilk satırdan içine çekerken, roman ilerledikçe "bakın ben size bir hayat dersi veriyorum" iması olmaksızın, ömür boyu akıldan çıkmayacak, içe işleyecek bir hal alıyor.

Bir masumun, ten renginden dolayı kasabadaki çoğunluk tarafından suçlu görülmesi ve Scout'un babası avukat Atticus Finch'in, bu zenci işçinin savunmasını canını dişine takarak üzerine alması, kitabın konusunu oluşturuyor.

Atticus mükemmel bir baba, hatta mükemmel bir insan portresi. Çocuklarıyla - bilhassa kızıyla - olan ilişkisi, sonradan görme ablasına karşı tavrı, nazik komşularıyla olan diyaloğu ile göze sokulmadan verilmiş bir ideal insan çizimi.




Jem yavaşça, "Atticus" dedi,
"Ne var oğlum?"
"Bunu nasıl yaparlar? Nasıl?"
"Bilemem, ama yaptılar. Önceden de yaptılar, bu gece de yaptılar ve bundan sonra da yapacaklar. Yaptıkları zaman da, yalnızca çocuklar ağlayacak."



ve, hem filmin hem de kitabın en can alıcı bölümü, -açıkyüreklilikle- beni ağlatan kısmı;


Tüm kasabayı karşısına almak pahasına, masum olanı korumak için kendini öne atan Atticus'un müvekkili olan, o zamanın Amerikası için bir böcekten farksız zenci suçlu bulunduğunda gerçekleşir,

Dinleyicilerin arasından geçip, ön kapıdan çıktı. Başını izledim. Hiç yukarı bakmadı.
Birileri beni itekliyordu ama aşağıdakilerden ve Atticus'dan gözlerimi alamıyordum.
"Bayan Jean Louise..."
Baktım, hepsi ayaktaydı. Karşıdakiler de ayağa kalkıyorlardı. Peder Sykes'ın sesi de yargıçınki kadar derinden geliyordu.
"Bayan Jean Louise, ayağa kalkın. Babanız geçiyor." dedi.

İşte bu kitabı okumak, onurlu bir adamın karşısında, saygıyla ayakta durmak gibi.

0 yorum:

Yorum Gönder

 

Blog Template by BloggerCandy.com