19 Şubat 2015 Perşembe

İki Dünya Arasında Sıradışı Bir Aşk Öyküsü: What Dreams May Come



Aşk filmlerini sevmem, Robin Williams'a bayılırım. Bu sebeptendir bu filmi izlemem ve diğer aşk filmlerinden farklı olduğunu düşünmem. Öncelikle film tamamen sübjektif yargıya açık, hiçbir şey net değil. İzleyerek neyin ne olduğuna kendiniz karar veriyorsunuz, bunu baştan söyleyeyim.


Konusuna gelecek olursak, Yunan Mitolojisi okuyanlara tanıdık gelecek, karısı Eurydice'yi kurtarmak için yer altı dünyasına giden Orpheus gibi bir karakterimiz var, Robin Williams bir doktor, ressam olan eşi ve iki çocuklarıyla beraber mutlu bir hayatları varken aniden dünyaları kararıyor. Başlarına gelen trajik olay sonucunda, ressam eş, büyük bir bunalım geçiriyor.
obin Williams, kendini karısını iyi etmeye adıyor ancak yağmurlu havada eve dönerken denk geldiği bir trafik kazasında yaralılara yardımcı olmak için aracından inince, gelen bir diğer araç da ona çarpıyor ve pat, kendini cennette buluyor.

Lakin, tüm bu acılara dayanamayan karısı, onun da ölümünün ardından intihar ettiği için cehennemde.


Filmin bundan sonraki kısmı tamamen fantastik, karışık bir şekilde Williams'ın karısını cehennemden kurtarma girişimleriyle devam ediyor.



Karısının tablolarını yaşıyor, çocukları ve köpeğiyle buluşuyor. Mistik ve derinden kendinizi garip hissetmenize sebep olacak bu filmi, diğer aşk filmlerinden ayrı bir yere koyun ve izleyin.

"İnsan, sevdiği bir şeye yeniden kavuşmak için nelere katlanır?" sorusuna, kutsal yasakları dahi hiç düşünmeden çiğneyen karakterimiz güzel bir yanıt veriyor.

Beni en çok etkileyen kısım ise şu ; adamın cenneti, kadının tablolarından meydana geliyor. Yani ikisi o kadar iç içe geçmişler ki, adamın cennetindeki renkler, kadına ait.

0 yorum:

Yorum Gönder

 

Blog Template by BloggerCandy.com