19 Şubat 2015 Perşembe

Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği - Milan Kundera


"Onun, kendi yatağının üzerinde yatışını getirdi gözlerinin önüne, yaşamına girmiş başka hiçbir şeye benzemiyordu. Ne sevgiliydi ne de eş. Üstü katranlanıp nehir kıyısı olan, kendi yatağına gönderilmiş saz sepetten çıkardığı bir çocuktu o."

"İşte geldim, karşındayım diyen aşk değilse, neydi?"

"Onun bedeninin gizli saklı nesi varsa tıka basa içine doldurmak ister gibiydi. İşte o an yıllardır birlikteymişler de, kız ölüyormuş gibi geldi ona, birden onun ardından kendisinin de çok yaşamayacağını anladı. Yanına uzanacak, onunla ölmek isteyecekti."

"Sadece tek bir hayat yaşadığımız için bu hayatı öncekilerle karşılaştıramaz ya da kusurlarımızı gelecekteki hayatlarımızda gideremeyiz. Bu nedenle de ne istediğimizi bilemeyiz."

"Ertesi sabah uyandığında hala uyumakta olan Tereza'nın elini tuttuğunu gördü. Bütün gece el ele mi yatmışlardı yoksa? İnanılır gibi değildi."

"Geceyi birlikte geçirmek, aşk suçunun kanıtıydı."

"Gözlerinde yaşlar vardı, Tomas'ın yanıbaşında soluk alıp verdiğini duymak onu anlatılamayacak kadar mutlu etti."

"İstediğin sonsuzluksa, kapatıver gözlerini."

"İnsan ana babasına,kocasına, ülkesine, aşkına ihanet edebilirdi ama ana baba, koca, ülke ve aşk elden gidince ihanet edilecek ne kalıyordu geriye?"

"Kitapları görmek Tereza'nın hoşuna gitti, ve içini bir veba gibi kemiren gerginlik biraz olsun dindi. Çocukluğundan beri kitapları gizli bir kardeşlik bağının işaretleri olarak görmüştü. Böyle kütüphanesi olan adam ona zarar veremezdi herhalde."

"Aşklar da imparatorluklar gibidir, üzerine dayandırıldıkları düşünceler un ufak olduğunda onlar da silinir gider."

0 yorum:

Yorum Gönder

 

Blog Template by BloggerCandy.com